İş görüşmesi yapanlar bilir, görüşmeye geç kalamazsın, biraz erken gitmen gerekir hatta. Ama çok erken de gidemezsin, "iş görüşmesi yaptığım firmaların binalarında yaşıyorum, altı aydır evsizim ve hayatımı bu şekilde idame ettiriyorum" imajı verme olasılığın var. Ama patron milleti seni bekletir. Min.5, max. 50 dakika arası. Bekletir, adam patrondur. Başka açıklamaya gerek var mı? Genelde kapıda önce güvenliğe kimlik bilgilerini verirsin, sonra danışmaya ayrıca anlatırsın derdini, sonra senin yanında asık suratlı ama patron katına geldiğinde bildiğin melake kesilen kız gelir ve seni o yüce kata çıkarır. Zaten özgeçmişin ellerindedir ama yetmez, birde iş başvuru formu doldurmanı isterler. Lütfen bunun mantığını çözen beri gelsin, bişey deneyeceğim. Formu doldurursun, annenin evlenmeden önceki kızlık soyadının ilk iki harfi hariç, tüm hayatını tekrar yazarsın forma. En çok takıldığım bölüm, ilk okul not ortalamam mesela. Pardon canım, neden lazım bu acaba? Cidden soruyorum bak. Yani akşam ne yediğimi sor, daha mantıklı gelir bana. Sen n'apıcaksın benim ilkokul ortalamamı. Dahası ben nasıl hatırlayayım onu? Buna yazdığım belli, 5. Sıkıysa ispat etsinler. En sonda yazan soru zaten işin olup, olmayacağını karşı tarafın anladığı soru. Net ücret beklentiniz nedir? E haliyle en son aldığımdan biraz daha yukarısı olsun canım. Ama şimdi fazla yazarsam, olacağı varsa da olmaz, az yazarsam, adamların gözünde çin malı vazo muamelesi görme ihtimalim var. Adam, "bu işleri bu fiyata yapıyorsa kesin bir kusuru var" diye düşünecek. Offff, söylesene bana ne kadar ücret düşündüğünü, kutu kutu pense oyunu gibi, aşağı yukarı pazarlık yapmasak, ben sana zaten ya "yok, o maaş değil, ortalama akşam yemeği ücreti" deyip yoluma giderim, yada beklentimin üzerinde olur ve yüzümde aydınlık ve engellenemez kocaman bir gülümseme oluşur, anlaşırız. Neyse, ahirette bile muhtemelen sorulmayacak olan sorular tamamlandığına göre, firma sahibi yada yetkili kişi ile görüşmeye hazırsın. Beş dakikalık geleneksel bekletme de bitti, yetkili geldi. Ayağa kalk, elini sık ama narin olmayacak, fazla sıkı da olmayacak, hemen sıkıp elini çekmeyeceksin ama fazla uzun da tutmayacaksın. Karşındaki ismini söylemiştir ama sen elini nasıl sıksam derdinde olduğundan, duymazsın bile. Hoşgeldiniz, beş gittiniz muhabbetinden sonra, formda olmayan o klasik soru bombardımanı başlar.

- En son işinizden neden ayrıldınız? Her defasında firmayı taşıdılar, bana haber vermeyi unuttular yazmak istiyorum sonra şeytana başka zaman uyarım diyorum, vazgeçiyorum.
- "Kendiniz ile ilgili en sevdiğiniz özelliğiniz nedir?" Canım ben kendime aşığım. Cidden bak. Halim, tavrım, konuşmam, saçım, başım, her şeyim mükemmel benim. Yani hangisini sayayım ki sana. İmkanım olsa, kendi kendime nikah kıyıcam ben, o derece. Tabii bu cevap verilemeyeceğinden o klasik, her patronun duymayı istediği cevabı verirsin, "çok çalışkanım, çalışmaktan inanılmaz keyif alıyorum." hmmmm tabi canım, bi kere çalışmak güzel bişey olsa üzerine para vermezlerdi. Her güzel şeye sen ödeme yaparsın unutma.
- "Peki kendinizle ilgili en sevmediğiniz özelliğiniz nedir?" Henüz para basamıyor olmam, bu özelliğe sahip olamayışıma bildiğin gıcığım. Dedikodu yapıp, arkadan "aman büyük konuşmayalım, başımıza gelir şimdi" deme huyuma da sinir oluyorum, saçlarım çok çabuk uzuyor sürekli boyatmam lazım ona da sinir olurum ama kalanıma bayılıyorum. Demin de söyledim ya işte, aşığım ben kendime. Tabii bunu da söylemeyeceğim için ikinci klasik yanıt gelir, ilkiyle aynıdır aslında ama patron bayılır buna " Çok çalışıyorum ve bu kadar iş kolik olmak çok mu iyi bilemiyorum, bir de her şeyi hemen tamamlamak için fazla çaba gösteriyorum." sen bana ilk maaşı ver, gör bak üç günde bitmesi gerek o işleri ben üç günde nasıl da bitiriyorum. Erken bitirmenin alemi ne, dimi ama?
- "Neden burada çalışmak istiyorsunuz?" E para veriyorsun, yani vereceksin değil mi?
- "En zayıf yönünüz nedir?" Yok şimdilik. O yüzden iki aydır falan aç geziyorum ama az kaldı, iki aya kalmaz söyleyebilirim.
- "Düşündüğünüz maaş nedir?" E yazdım ama. Bayağı bi kasıldım hatta yazarken. Madem konuşacaktık, neden yazdırdın? Sevmedim seni bak, haberin olsun.
- "Bana kendinizden bahsedin." Özgeçmişim elinde, üzerinde daha on dakika önce yazdığım form var, yetmedi dimi? Esra Erol'un evlendirme programında 3 senedir eş arayanlar bile bu kadar anlatmamıştır. Daha ne istiyorsun, amacın ne?
- "Sizi neden işe alalım?" Bunu da mı ben söyleyeyim!!!
Ve en son çekmen gereken çile. Çıkış sol tarafta mı, yoksa sağ tarafta mı ?
İş arayanlara bol şans, (genelde çıkış soldan bu arada)
Sevgiyle,
Bu yazını ofiste oku oku öldük resmen. Bizdede çıkış solda bu arada :D
YanıtlaSil